|
|
Bu yazı ilk olarak 22-28
Ekim 1999 tarih ve 654 sayılı haftalık Yeni Düşünce Dergisi'nde
yayınlanmıştır. Ayrıca, Aydoğan Vatandaş tarafından yazılan "AGHARTA"
adlı kitabın 81.sayfasından itibaren aktarılarak ve kaynak gösterilerek
verilmiştir. |
|
|
|
------------------------------------------------------ ABD KÖRFEZ
SAVAŞINDA UZAY SİLAHLARI KULLANDI MI? Ali Rıza
SAKLI (*) ABD'nin
Atmosferin İyonosfer tabakasını kullanarak askeri ve sivil araçlar elde etme
çalışmalarına geçen hafta değinmiş ve bir dizi projenin son halkası olan
HAARP projesini mercek altına almıştık. İyonosfere gönderilen yüksek
frekanslı radyo dalgaları ile lensler oluşturulduğu ve buradan sağlanan
yansıtma ile; insanların akıl sağlığının bozulması, yer altındaki her şeyin
gözlenebilmesi, bir bölgedeki haberleşmenin durdurularak sadece ABD'nin
haberleşmesine imkân sağlanması gibi çok önemli bazı sonuçların sağlanabildiğinin
anlatmıştık. Şimdi ise, bu güçlerin Körfez Savaşı'nda kullanılıp
kullanılmadığını sorgulayacağız. Ard arda yapılan denemeler, bir
taraftan yer istasyonları diğer taraftan uydu ve roket teknolojisi ile
yapılan çalışmalar, 1991'de askeri maksatlar için kullanılabilir hale gelmiş
miydi? ABD yüksek ve düşük frekans yaymak suretiyle kullanılan bu sistemi
Irak'a karşı kullandı mı? Bu soruların cevapları kısmen yetkili çevreler
tarafından verilmiş olmakla birlikte, olayın kapsamı konusunda tam bir açıklık
mevcut değildir. Defence News Dergisi; "Hermes
II Kullanıldı" Savunma konularında yayın yapan
Defence News dergisi 13-19 Nisan 1992 tarihli sayısında elektron ışın
jeneratörü Hermes II'nin Çöl Fırtınası harekâtında kullanıldığını yazdı.
Dergiye göre; Hermes II ile gönderilen X ve gamma ışınları ile nükleer bomba
patladığında ortaya çıkan ışık etkisi taklit edildi. ABD savunma çevreleri, bu
cihazın atom bombasını taklit ederek Irak tarafını korkutmak için; psikolojik
üstünlük sağlamak amacıyla kullanıldığını açıklamakta beis görmediler.
İyonosferle alakalı projelerle ulaşılan pek çok imkân, doğuracağı korkunç
sonuçlar sebebiyle kolayca kamuoyuna açıklanabilir özellik taşımıyor. Bu
sebeple kamuoyunda infial uyandırmayacağı tahmin edilen; "atom
bombasının ışık etkisini taklit" gibi masum sayılabilecek bir
hususun kamuoyuna açıklanması diğer güçlerin kullanılmadığı anlamına
gelmemektedir. Tam tersine belki benzeri bir kısım olayları perdelemek için
dikkatleri başka yöne çekmeye de yarayabilir. Hermes II, NASA Uzay
Laboratuvarı ve yüksek frekanslı diğer sistemlerin aynı anda belli bir
noktaya yönlendirilmesi ile nükleer bomba etkisinin sağlanacağı da iddia
edilmektedir. Bu iddia doğruysa, ABD'nin bu sistemleri kullanarak atom
bombasının sadece ışık etkisini değil, tahribat etkisini de kullanmış olması
ihtimal dahiline girecektir. Dozerlerle Gömülen Irak
Askerleri Körfez Savaşı, başta CNN olmak
üzere Batılı haber kaynakları tarafından tek yanlı olarak kamuoyuna sunulmuş
ve toplum sanki bir atari oyunu izliyormuş gibi hissettirilmişti. Tek taraflı
bir propaganda perdesi arkasında neler olup bittiği tam olarak hiçbir zaman
kamuoyuna yansıtılmadı. Irak tarafı da kendine özgü sebeplerle bu yönde fazla
bir açıklama yapmadı. Çöl Fırtınası harekâtından bir
süre sonra ABD basınında yer alan bir olay kamuoyunun tepkisine sebep oldu.
Buna göre Körfez Savaşında ABD canlı Irak askerlerini dozerlerle gömmüştü. Bu
iddia Türk basınında da bir-iki köşe yazısına konu edildi ama üzerinde fazla
durulmadı. Çünkü konu ile ilgili ayrıntılı bilgi alma imkânı ne ABD basınında
vardı ne de başka bir yerde... ABD'nin Yıldız Savaşları
Projesini 1991'de Körfez'de denedikten sonra 1993'te HAARP adlı yeni bir
proje ile büyük bir yatırıma giriştiği biliniyor. İyonosferin kullanımı ile
ilgili böylesine büyük bir yatırımın Körfez savaşının hemen akabinde; 1993'te
başlatılması, yapılan denemenin Hermes II ile sınırlı kalmadığı sonucuna bizi
götürmektedir. Demek ki deneme başarılı olmuş ve bu sahada büyük bir yatırım
yapılmıştır. İyonosferle ilgili projelerin
insanların aklını bozma; beynini işlemez hale getirme gibi güçleri
düşünülünce, ister istemez dozerlerle gömülen Irak askerlerinin bu şekilde
aptallaştırılmış olabilecekleri akla gelmektedir. Ulaşılan sonucun ürkütücü
olması ve kamuoyunda büyük tepkilere sebep olması ihtimali karşısında
"delilleri"(!) dozerlerle gömerek yok etmek mecburiyeti duymuş
olabilirler. Irak askerlerinin bir paket
bisküvi, gofret vb alabilmek için ABD askerlerinin ayaklarına kapandıklarını,
çizmelerine sarıldıklarını TV haberlerinde hep birlikte seyrettik... Bu
askerlerin de uzaydan gönderilen radyo-frekans dalgaları ile aptallaştırılmış
olmaları elbette akla gelmektedir. Aksi halde, ne kadar idealsiz olsa dahi
eğitim almış askerlerin bu duruma düşmesi başka türlü izah edilememektedir. Irak Haberleşmesi Durdu;
ABD'ninki Çalıştı İyonosfer üzerindeki
çalışmaların, belli bir bölgedeki bütün haberleşmeyi durdurma, ama sadece
ABD'nin haberleşmesini sağlama imkânı verdiğini önceki yazımızdan
hatırlayacaksınız. Körfez savaşının özellikle kara harekâtının yapıldığı son
döneminde, Irak haberleşmesinin tamamen durduğu ve ileri hatlarla cephe
gerisi arasında hiçbir iletişim kurulamadığı biliniyor. ABD'nin
haberleşmesini eksiksiz yerine getirdiğini söylemeye herhalde gerek yok... O sırada HAARP projesi henüz
başlatılmamıştı, ama ABD'nin İyonosfer üzerinde benzeri çalışmaları mevcuttu.
Bunlardan biri Güneş Enerjili Uydu Projesi (SPS) iken, bir başkası NASA'nın
Uzay Laboratuvarı idi. Bu ve benzeri çalışmalar, ABD'ye, bir bölgedeki bütün haberleşmeyi
durdurma imkânı vermiş olabilir diye düşünüyoruz. Körfez Savaşı esnasında ABD'nin
bölgedeki hava şartlarını değiştirme, belli noktalara yüksek enerji aktarımı
gibi diğer hususları kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz. Ancak ifade
ettiğimiz şüpheler, İyonosfer kaynaklı güçlerin Hermes II'nin çok ötesinde
savaşta kullanıldığı intibaını vermektedir. Savaşa Katılan ABD Askerlerinde
Körfez Hastalıkları Yapılan araştırmalarda körfez
Savaşına katılan ABD askerlerinde diğerlerine oranla daha yaygın tıbbi,
psikolojik ve psikiyatrik sorunlar tesbit edildi. Depresyon, çeşitli
psikolojik sorunlar, kronik yorgunluk, adale ağrıları, baş ağrıları, hafıza
kayıpları ve nefes alma sorunları gibi bir dizi rahatsızlık savaşa
katılanlarda sık olarak görülmektedir. Bu rahatsızlıklar savaşa katılan
herkeste standart olarak bulunmadığından bir Körfez sendromundan ziyade
Körfez hastalıklarından bahsetmenin daha doğru olacağı yetkililerce ifade
edilmektedir. Ölüm oranları bakımından da
Körfezde savaşanların diğerlerine nazaran önde oldukları açıklandı. Körfez
savaşına katılanlardaki ölün oranının yüksek olması, tıbbi rahatsızlıklar
sebebiyle değil, dikkat azlığı ve sair sebeplerle kaza yapmaları ile ortaya
çıkmış. Savaş sonrasındaki iki yıl özellikle otomobil kazaları sebebiyle ölüm
oranlarının yükseldiği ifade edildi. ABD askerlerini neyin hasta
ettiği konusunda yapılan araştırmalardan bir sonuç alınmış değil. Hastalık
sebebini bulmak üzere ABD Başkanı tarafından kurulan komite stres üzerinde
durdu. Bunun yanında; biyolojik savaş unsurları, kimyasal savaş unsurları,
uranyum, bulaşıcı hastalıklar, petrol ürünleri, pridostigmin bromid, petrol
kuyusu yangınlarının dumanları ve askere uygulanan aşılar gibi bir dizi
muhtemel etki dile getirildi, ancak hiç biri hastalık etkeni olarak ilan
edilmedi. İyonosferik uzay silahlarının
insanlar üzerindeki olumsuz etkileri bilindiğine göre, acaba ABD askerlerini,
savaşta kullanılan bu silahlar etkilemiş olamaz mı? Rahatsızlıkların önemli
bir bölümünün psikolojik olması, hafıza kaybı, dikkat dağınıklığı ve
yoğunlaşamama gibi ruhsal ve mental temellere dayanmaları yüksek frekans
dalgalarının etkileri olabileceklerini akla getirmektedir. Sonuç İnsan sağlığı ve düşünme
yeteneği üzerinde etkili olan silahların devreye girmesi ve bunların uzaydan
doğrudan hedefe yönlendirilmesi ile savaş teknolojisinde yeni bir döneme
girilmiş olmaktadır. Teknoloji geliştikçe, geliştirilen kitle imha yöntemleri
giderek daha çok ahlâki boyuttan uzaklaşmakta ve insan soyunu tahribe
yönelmektedir. Körfez savaşında bu tür metotlar
denendikten iki yıl sonra, 1993'te büyük bir yatırım yapılarak HAARP
projesinin başlatılması ahlâki olmayan yöne doğru gidişin süreceği anlamına
geliyor. "Tüfek icat oldu mertlik bozuldu" diyen Köroğlu, bu
silahlar karşısında kim bilir ne diyecekti. --------------------------------------------- Ali Rıza SAKLI, Çay İşletmeleri Genel
Müdürlüğü'nde Dışalımlar Uzmanı olarak görev yapmaktadır. Tel (İş): (464) 213 02 11'den 279 Cep:
0535.4599324 E-posta: alirizasakli@yahoo.com |
|