|
|
ÇAY SEKTÖRÜNDE RASYONELLEŞME Ali Rıza SAKLI (*) Süreklilik
arzeden bir finansman ihtiyacı göstermesi sebebiyle, Çaykur'un mevcut
mülkiyet yapısının değiştirilmesi zaman zaman gündeme gelmektedir. Nitekim bu
kuruluşun, 2004 yılında özelleştirme kapsamına alınması öngörülmüştür. Ancak,
çay sektöründe faaliyet gösteren özel sektörün yeterince başarılı olamaması,
Çaykur için ilk akla gelen özelleştirme seçeneğini zayıflatmaktadır. Çayın, 200 bin civarında bir üretici kitlesine ve 1 milyon
nüfusa hitap eden bölgesel bir ürün niteliğinde olması, çözüm arayışlarında
çok dikkatli davranmayı gerektirmektedir. Çay sektörünün yumuşak karnı, çay
ekili arazisinde başka bir ürün yetiştirme şansı olmayan üretici kitlesidir.
Giderek geliri azalan üretici, gelir seviyesinin belli bir sınırın altına
düşmesi ile geçinme imkânını kaybedebilir ve çay üretmek yerine bölgeden göç
etmeye yönelebilir. Bu yüzden, çay sektörü ile ilgili herhangi yapı değişimi
çalışması, üreticinin durumunu dikkate almak zorundadır. Liberal ekonomiye sahip olmayan Çin hariç, diğer çay
üreticisi ülkeler, çay sektörünü rasyonel işleyen sistemlere kavuşturmuş
görünmektedirler. Hindistan, Sri Lanka ve Kenya'da, çay borsası ve sektörün
üst yönetim organı olan çay kurulu (tea board) etrafında, verimlilik, kalite
ve serbest piyasa kuralları çerçevesinde sağlıklı işleyen yapılar oluşmuştur. Ülkemizde çayda özel sektöre izin verildiği 1984'ten beri
kurulan 312 yaş çay işleme fabrikası ve tesisinden 144'ü kapanmıştır. Bunun
temel sebebi kuru çay borsasının kurulmamasıdır. Çay borsası, üretilen kuru
çayın paketlenmeden satılabilmesini ve bedelinin garanti edilmesini
sağlamaktadır. Ülkemizde bu sistem kurulmadığı için, çoğu küçük çaplı fabrika
ve tesisler, önemli bir sermaye gerektiren paketleme ve pazarlama faaliyeti
yapmak zorunda kalmış ve başarısız olmuşlardır. Ayakta kalabilen özel sektör işletmeleri, özel bir bilgi
birikimi ve sermaye gerektiren paketleme, pazarlama, reklam ve marka
oluşturma gibi faaliyetleri gereğince yapamadıkları için, üreticiden
aldıkları yaş çaya karşılık kuru çay vererek; pazarlama işini onlara
yıkmışlardır. Ürün bedelini nakit olarak almak isteyen üretici ise, 1 yılı
aşan uzun ödeme vadelerine razı olmak durumunda kalmaktadır. İçinde bulunulan
bu şartlar, 19 yıldır devam eden ve sektördeki hiçbir kesimin lehine olmayan
mevcut statükonun, muhakkak değişmesi gerektiğini göstermektedir. Sri Lanka ve Hindistan, yaş çay fiyatını kuru çay borsa
satış fiyatlarına bağlamıştır. Sri Lanka'da her bir fabrikanın bir aylık
borsa satış fiyatı ortalamasının %68'i yaş çay bedeli olarak ayrılmaktadır.
Hindistan'da bu oran %65'tir. Ülkemizde ise, Çaykur'un kuru çay maliyeti
içinde yaş çay bedelinin oranı %50'nin altındadır. Görüldüğü gibi, çay
borsası kurularak sektörün rasyonelleştirilmesi, üreticinin de lehine
olmaktadır. Buna karşılık, yüksek yaş çay bedeli alabilmesi için, üreticinin
de kaliteli yaş çay teslim etmesi gerekmektedir. Çünkü, ancak kaliteli yaş
çay ürünü sayesinde, borsada yüksek fiyat bulacak kaliteli kuru çay
üretilmesi mümkün olabilir. Doğu Karadeniz'de üretilen yaş çayın yaklaşık %65'ini
Çaykur satın alırken özel sektör %35'te kalmaktadır. Özel sektörden nakit
ürün bedeli almadaki zorluk sebebiyle, çay üreticisi geçimini sağlamak üzere
Çaykur ödemelerine bel bağlamaktadır. Bu sebeple, Çaykur ile ilgili yeniden
yapılanma çalışmalarında çok dikkatli olmak gerekmektedir. Şu anda Çaykur'da, büyük çoğunluğu yılda sadece dört ay
süreyle çalışan geçici işçiler olan 18.000 işçi çalışmaktadır. Siyasi ve
sosyal sebeplerle, 1992'de 7000 ve 1998'de 5500 geçici işçi alınması,
Çaykur'un belini bükmüş durumdadır. Kabaca ifade etmek gerekirse, mevcut
sayının yarısı kadar bir işçi ile rahatça işleyebilecek olan Çaykur'a, sosyal
ve siyasi gerekçelerle aşırı bir yük yüklenmiştir. Normal ve teşvikli emeklilik sistemleri ile, Çaykur'daki
işçi sayısını üç-beş yıl içinde normale döndürmek mümkün olabilir. Aşırı
istihdam yükü üzerinden kaldırılan ve KİT mantalitesinden kurtarılan bir
Çaykur, bölge insanına sağlıklı hizmet verecek temel işlevlerini rasyonel bir
şekilde yerine getirebilir. Çay borsasının kurulması gibi, Çaykur'un üreticiye
devredilmesi de, bölgede uzun süredir tartışılan ve savunulan bir görüştür.
Bölge halkında destek bulması kolay olan bu yaklaşımı, rasyonel biçimde
işleyecek bir model halinde ortaya koymak gerekmektedir. Kenya'da 33 yıldır devlet desteğine ihtiyaç duymadan
faaliyetini sürdüren KTDA (Kenya Çay Geliştirme İdaresi - Kenya Tea
Developmens Authority) örneği, bazı ilave düzenlemelerle Çaykur için de
geçerli olabilir. Bir üretici kuruluşu olan KTDA'nın, 45 yaş çay işleme
fabrikası vardır ve 46 fabrikaya sahip Çaykur'a benzemektedir. Yıl içinde avans niteliğinde bir yaş çay bedeli ödeyen
KTDA, asıl ödemeyi her bir fabrikanın gelir durumuna göre yıl sonlarında
yapmaktadır. Böylece üreticiler, yıl sonunda elde ettikleri ürün bedelinin
tutarına göre, ortak oldukları fabrikanın başarılı yönetilip yönetilmediğini
de anlayabilirler. Bu sistem, üreticinin ortağı olduğu fabrika yönetimini
denetlemesi için, çok kolay bir denetim mekanizması işlevi görebilir. Çaykur'un üreticiye devredilecek 46 yaş çay işleme
fabrikasının, pazarlama ve ürün bedeli ödeme sorunlarının aşılması için, her
yıl 95.000-105.000 ton civarında bir kuru çay satışı sağlayan Çaykur
paketleme ve pazarlama sisteminin, bu fabrikaların çaylarını pazarlamaya
devam etmesi gereklidir. Sonuç olarak, çay sektöründe iyi planlanmış bir yapı
değişimi, mevcut statükodan daha ileri imkânlar vadetmektedir. Sektörü,
verimlilik, kalite ve serbest piyasa ilkeleri çerçevesinde rasyonelleştirmek,
sektördeki bütün kesimlerin yararına olabilir. 25.05.2003 --------------------------------------------- (*)
Ali Rıza SAKLI, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde Dışalımlar Uzmanı olarak
görev yapmaktadır. Tel
(İş): (464) 213 02 11'den 279 Cep: 0535.4599324 E-posta:
alirizasakli@yahoo.com |
|