ÇAYELİ'NDE VE AZERBAYCAN'DA

GÜNEŞ DUASI

Ali Rıza SAKLI (*)

Güneş Duası; Rize, Trabzon ve Azerbaycan'da ortak olarak yaşanan bir gelenektir. Havanın uzun süre yağışlı ve bulutlu olması sebebiyle, gençler ve çocuklar tarafından kapı kapı gezilip, güneşin çıkması için dualar edilir ve maniler söylenir.

Prof. Ahmet Caferoğlu Güneş Duası geleneğinin Türkiye'de sadece Trabzon ve Rize'de bulunduğunu ifade ediyor. Bölgede tespit ettiği edebiyat nevileri içinde kendisin en çok Güneş Duası'nın ilgilendirdiğini belirterek; "karakter ve şekil itibariyle tamamiyle Azerbaycan'dakinin aynı olduğundan, bu da vaktiyle tespit ettiğim veçhile Şamanizm dini bakiyesinden başka bir şey olmasa gerektir"(1) diyor.

Bu yazıda, Çayeli ilçemizin Şairler ve Aşıklar derelerindeki Güneş Duası geleneğini, manileri ve yapılış tarzı ile birlikte veriyoruz. Ayrıca Azerbaycan'da tespit ettirdiğimiz mani ve törene de yer veriyoruz.

Güneş Duası manisinde ilk cümlenin bir özelliği, anlamı bilinmeyen kelimelerle başlamasıdır. Azerbaycan'da "godu godu", Şairler'de "heyva heyva", Aşıklar'da "abrik bubrik", Trabzon'da " guza guza" olan bu kelimelerin anlamları tespit edilememiştir. Bu da, Prof.Caferoğlu'nun ifade ettiği gibi dinsel bir ifade ile karşı karşıya olduğumuza işaret sayılmalıdır.

 

Şairler Deresinde Güneş Duası

 

Çayeli'nin Şairler Deresi; Sırt, Yamaç, Sarısu, Yanıkdağ ve Esendağ köyleri ile birlikte yöresel kültür bakımından tamamen özdeştirler. Bu sebeple, Güneş Duası geleneğinin Sırt Köyü'nde tespit edilen aşağıdaki manisini, bütün bu köylerin ortak kültürü sayabiliriz:

 

"Heyva heyva kış çıksın da yaz gelsin,

Tepeler güneş ister,

Irmaklar serin ister,

Tekneler kaymak ister,

Kaşık kaşık yağ ister,

Petek petek bal ister,

Verenun ocağı şen olsun,

Vermiyenun ocağı siranluk kalksun"

 

Sırt Köyü'nden Recep Saklı(2) tarafından aktarılan ve yaşıtlarınca doğrulanarak tamamlanan manide geçen "siran" kelimesi, yörede ısırgan otu için kullanılmaktadır.

Güneş Duası töreni şu şekilde yapılmaktadır: Gençlerin en büyüğü veya en iyi bileni önden gider ve yukarıdaki gibi sözler söyleyip dua ederken takip eden çocuklar hep birlikte AMİN diye bağırırlar. Gezilen evlerden un, yumurta, peynir, yağ vb. toplanır. Denizin görülebileceği yüksek bir yerde, toplanan malzemeden çocuklara bir güzel muhlama yapılır ve hep birlikte yerler. Yemeden önce, pişirilen yemekten bir kaç kaşık sağa sola saçılır. Bu da yapılan işlemin törensel yönünü göstermektedir.

 

Aşıklar Deresinde Güneş Duası

 

        Aşıklar Köyü'nden Ali Okumuş(3) tarafından nakledildiğine göre, Güneş Duası şu şekilde yapılmaktadır: "Süpürge gelin şeklinde süslenir ve bir çocuk tarafından taşınır. Diğer çocuklar ise aşağıda verilen maniyi söylerler. En az yedi kapı dolaşılmalıdır. Bundan fazla olursa mahsuru yok, ama az olmamalıdır. Sonunda açık bir arazide ateş yakılır. Orada yağ eritilir ve yağın yarısı araziye atılır. Geri kalanı ile toplanan malzemelerden yemek yapılır ve hep birlikte yenir."

        Aşıklar Köyü'nde Güneş Duası esnasında okunan mani şu şekilde verilmiştir:

 

        "Abrik bubrik ne ister,

Allah'tan güneş ister,

Yağ kabinden yağ ister,

Kaymak kabinden kaymak ister,

Un kabinden un ister,

Peynir kabinden peynir ister,

Tuz kabinden tuz ister,

Verene üç doğurmuş bir kısır,

Vermeyene iki kısır sığır ve çocuğu ölsün."

 

Çilingir Köyü'nden İhsan Arıcı(4) ise, maninin "Ablik bublik ne istersin" şeklinde başladığını ifade ederek, aklında kalan şu beyiti okumuştur:

Verene on doğurmuş bir kısır,

Vermiyene on kısırle bir topal.

Törenin yapılış şekli ise şöyle anlatılmıştır: "Yağmurlu havalarda, yaylada çocuklar toplanır, bir kadın yada çocuk elbisesini süpürgeye giydirerek önümüze alır ve kapı kapı dolaşırdık. Kimi evden yağ, kimi evden un, kiminden yumurta toplar sonunda boş bir eve giderek pişirir yerdik. Sonra hava açardı."

 

Azerbaycan'da Godu Godu

 

Aynı geleneğin Azerbaycan'da da bulunduğunu Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü teyit ediyor. Şimdi bu sözlüğün "Godu godu" maddesini okuyalım:

"Godu-godu: Eskiden ardı arkası kesilmeden yağmur yağdığında köy çocuklarının toplaşarak kapı kapı dolaşıp türkü söyleme merasimi ve bu merasimlerde okunan türkülerin kendisi."(5)

Azerbaycan kaynak eserlerinden öğrendiğimize göre, Güneş Duasının yapılışı aşağıdaki şekildedir: Uzun zaman yağmur yağdığında, godu yaptıkları birisini gelincik gibi kırmızı giydirir ve güneşi çağırmak için gezdirip mani okuturlar. Kuraklık vakti ise yağmur yağdırmak için goduyu ot ve küçük dallarla bezeyip mani okuta okuta gezdirirler. Bu sırada ahali godunun üstüne su serper ve gezdirenlere pay verirler. Bu merasimi eskiden efsunla uğraşanların yaptığı kanaati mevcuttur.(6) Bu kanaat de Caferoğlu’nun Şamanizm bağlantısını teyit eder niteliktedir.

Söylenen mani ise şöyledir:


godu godunu gördün mü?
godu ya selam verdin mi?
godu burdan geçende
kirmizi gün gördünmü?


yağ verin yağlamaya
bal verin bağlamaya
godu gülmek isteyir
goymayın ağlamaya

goduya gaymak gerek
kablara yaymak gerek
godu gün çıkarmazsa
gözlerin oymak gerek

godu godu dursana
gomceni doldursana
godunu yola salsana

godu balçığa batmıştı
garmakadım çıkarttım

kızıl kayadibinden
kırmızı gün çıkarttım(7)

---------------------------

kara tağuk kanadi

kim vurdu kim sanadi
goyceliğe gitmiştim

it baldırım daladı

yağ verin yağlamaya

bal verin bağlamaya
verenin oğlu olsun

vermeyenin kızı olsun
bir gözü de kör olsun

tandıra düşsün kırmızı pişsin(8)


        Çayeli ve Azerbaycan'da tespit edilen Güneş Duası ve manilerin arasında şaşılacak benzerlikler vardır. Bunlardan birincisi her birinde Güneş Duası'nın aynı şekilde cereyan etmesidir. Kapı kapı dolaşılıp mani söylenmekte ve evlerden yiyecek maddeleri toplanmaktadır.

İkinci büyük benzerlik ise, her birinde farklı isimlendirilse de, korkuluk benzeri bir şeyin kırmızı kumaşlarla süslenmesi ve gezdirilmesidir. Azerbaycan'da bir insanın kırmızı giydirildiği ifade edilmektedir.

Şaşılacak derecede benzer olan bir diğer özellik ise verene dua edilirken vermeyene beddua edilmesidir. Üstelik de örneklerin hepsinde "verenin - vermeyenin" teması ve kelimeleri aynen geçmektedir.

Anlaşıldığı gibi, aynı kültür kodu hem Azerbaycan hem de Doğu Karadeniz'de, bu arada Çayeli'nde de söz konusudur. Üstelik geleneğin yapılış şeklinden, söylenen manilere kadar hemen her şey son derecede benzemektedir.

---------------------------------------------

(1) Ahmet Caferoğlu, Kuzey Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, TDK yayınları 116, Ankara, 1994, 2.b. s.XVI

(2) Çayeli Sırt Köyü'nden, Muhittin oğlu, 1949 doğumlu.

(3) Çayeli Aşıklar Köyü'nden, İbrahim Dursun (Melik Hoca) oğlu, 1334 doğumlu.

(4) Çayeli Çilingir Köyünden, Şaban oğlu, 1941 doğumlu.

(5) Seyfettin Altaylı, Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü, MEB Yayınları, İstanbul 1994, 2 C.

(6) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi, Azer Neşir yayını, Bakü, 1979, 3.C. s. 194.

(7) Azerbaycan Klasik Edebiyyatı Kitabı (20 Cilt) 1982, 1. Cilt, Folklor, Halk Edebiyyatı Bölümü s. 103.

(8) Azerbaycan Folkloru Antologyası Azerbaycan Sovyet İlimler Akademyası Neşriyat, Bakü, 1968 s. 24.

---------------------------------------------

(*)Ali Rıza SAKLI, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde Dışalımlar Uzmanı olarak görev yapmaktadır.

Tel (İş): (464) 213 02 11'den 279 Cep: 0535.4599324

E-posta: alirizasakli@yahoo.com